Ulu dergâhda bir hâne yerin var mı gönül?
Sana âid yücelikten haberin var mı gönül?
Cüceler koskoca dünyâyı yutarmışcasına,
Yarışırken; iki üç damla terin var mı gönül?
Soruversem koca târihteki nâmınla sana;
Acabâ şânına lâyık hünerin var mı gönül?
Sayısız hasleti ceddin, göğe ermiş, ya senin,
Yerde yâd ettirecek bir eserin var mı gönül?
En zayıflar bile kırsın şu zulüm çemberini,
Yaşaşın rûh-i adâlet; Ömer’in var mı gönül?
Kör karanlıkta kalan bahçelerin beklediği,
Gökte kandil gibi ulvî fenerin var mı gönül?
Yer-gök ağlarken umut bekleyerek Allah’tan
Nefsi güldürmeyecek bir kederin var mı gönül?
Şanlı Peygamber’in ardınca yoğur fikrini, sor,
Düşmanın methine şâyân değerin var mı gönül?
Yere düşmüş ezilen bir sürü mazlûmu düşün,
Koşarak kaldıracak canlı serin var mı gönül?
Ulaşır her yaranın dert ile feryâdı sana,
Açın imdâdına yardım seferin var mı gönül?
Hep berâber şu gönül borcunu îfâya hazır,
Kara gün dostu olan bir neferin var mı gönül?
Yücelik sâhibinin emrine teslîm olmuş,
Pür-safâ hâline gelmiş kaderin var mı gönül?
Nefse; şâh etse dahî bir kere aldanmayacak,
Ebedî sevgiye vuslat kemerin var mı gönül?
Değmeden kırbaca at koşturacaksın, söyle,
Böyle bir gâyeye candan eyerin var mı gönül?
Varsa SEYRÎ, yürü tâ haşre kadar hiç durma;
Oradan başka münevver seherin var mı gönül?
M.Ali EŞMELİ

