NE YAPMALI
Ali ŞERİATİ
Kur’an’ın, kendisine karşı duran müşriklerden önce, karşısında nifakla yer alan Müslüman görüntülerden nefret ve öfkeyle sözetmesi, bu görünümdeki Müslümanlarla ilgili olarak bağımsız bir sureyi _Munafikun_ bünyesinde barındırması bir rastlantı değildir.
Peygamber (sav) biliyordu ki; ateistlerin ve müşriklerin kılıcı İslam’ı parçalayabilecek keskinlikte değildi. O biliyordu ki, dinin resmi koruyucuları pozisyonunda olanlar; bu dinin yıkıcıları olacaktır…
Hiçbir tarih acıklılık, trajedi, hayret ve şaşkınlık açısından İslam tarihi gibi olamaz. Öyle bir din ki, dışarıda yabancı düşmana karşı sürekli zafer kazanırken; kendi evinde tanıdık dostlarından sürekli darbe yemiş..! Her dürüst araştırmacı; İslam’ın gerçek önderlerinin yine İslam’ın sözde ve yalancı önderleri tarafından ya öldürüldüklerini, ya da zehirlendiklerini bilir.
İslam, açıkca tavır alan düşmanla yüzyüze yaptığı her savaştan daha güçlü, daha diri ve canlı çıkmıştır.
İslam kültürü; insanlığa kendini bilme, bağımsızlık, özgürlük, insani güç ve zenginlik bağışlayan bir kültürdür.
İnsanlık tarihi, dinin dine karşı mücadelesinin hikayesiyle doludur, dinin dinsizlikle savaşımının değil… Çünkü, dinsizlik gerçek din karşısında tutunabilme gücünden yoksundur.
Shandel’in deyimiyle “aydın son peygamberden sonra peygambere benzeme eylemi”dir.
Bugün gençleri aldatan en büyük putlardan biri de “eğlence”dir. Alex Carrel’in deyimiyle; “eğlence bir bataklıktır. Hayatı süresince belli bir hedefi olmayan bireylerin düştükleri bir bataklıktır…” Eğlenme isteği ve hedef sahibi olma, uzlaşmaz ve çatışan iki kavram…
Kur’an’a yeniden dönüş; İslam’ı yeniden tanımanın, uyanık olmanın, kendini bilmenin ve kurtuluşun _zulümden, donukluktan, baskıdan, horgörülmüşlükten_ yegane yoludur.
İslam sanatla bütünleşince, cazibe estetiğin doruğuna çıkar…

