Selam Sana…

1478. Gül Anısına…

SELAM SANA YOKLUĞUNA DOĞDUĞUM, YOKLUĞUNDA BULDUĞUM

Bilmiyordum Sen’i, görmedim, hissetmedim. Bilmiyordum Sen’in yokluğuna doğmak nasıl birşeydi. Ben varken, Sen hep yoktun. Ama ben varsam; Sen de olmalıydın. Sen; bende olmalıydın.

Aradım ve bir sevgi buldum yüreğimde Sana dair. Bilmediğim, hiç tatmadığım bir sevgi. Onu çıkarınca hiçbir şey kalmayacakmış gibi… Bir sevgi ki, gıdası sevgi; tohumu çiçeği, kökü yaprağı sevgi. Öncesi sonrası sevgi. Bilmiyorum bu sevgiyi, anlatamıyorum. Fakat O’na en büyük hediyemin ”anlatamamak” olduğunu biliyorum.

Şuna inanıyorum ki, bu sevgi, ben korudukça, can bulacak bende. Can cana bütünleşeceğiz.

Koruyamazsam onu ve kırılırsa birgün; yıkılır, burkulur yüreğim. Kanveran acı çeker. En güzel yanımı alır götürür benden, başka baharlara.

Kal desem, kalacak biliyorum, sonsuza dek beyaz kanatlarıyla. Git desem ölecek bende. Kaybetmemeliyim O’nu. O bende, ben O’nda…

Parça ayrılırsa bütünden ve giderse başka zamanlara, gül mevsimim hazana döner, dökülür yapraklarım.

Kıskanırım… Uzaklara dalar gözlerim. Kaybolurum bir güvercinin bakışlarında, izin veremem. Koparsa benden ve çekerse kendini bakışlarımdan, gözlerimin ışığı gider. Göremez ufukları, kaybolur yıldızların ışığı ve güneşin… Yok olurlar bende, yorulurum. Kaldıramam dünyanın yükünü…

Gitme Efendim…

Sen’den söz etmeyen hiçbir yazıyı okumadım, Sen’i anlatmayan hiçbir göze bakmadım, Sana ulaştırmayan hiçbir yola girmedim…

Yine de gidersen…

Bir kelebeğe dönüşürüm o an ve düşlerimle beraber en güzel anımda, en güzel halinle bendeyken, Sana en yakınken kırılır kanatlarım. Bir an bile sonra değil…

Gitme,

Bana Sen’den başka güzel yok…

 

Yorum Yapın